Karamanlı Beyliği, Selçuklu Devleti’nin yıkılışını müteakip ortaya çıkan tavâif-i mülûk döneminin en güçlü beyliklerinden biridir. Başlangıçtan beri Selçuklu siyasî mirasına sahip çıkma düşüncesinde olan Karamanlılar’ın, aynı zamanda bu devletin kültürel mirasını da yaşatma gayreti içinde oldukları görülmektedir Bu durum, Beylikler Dönemi teamüllerinin de kuvvetlice hissedildiği Karamanlılar’da, başta hükümdarlar olmak üzere, ileri gelen bazı emîrler, nüfuz ve itibar sahibi şahıslar ile bir kısım hayır severler tarafından, ülke genelinde sayısız eserler vücuda getirilmesine ve bunlara zengin vakıflar tahsis edilmesine zemin hazırlamıştır. Mimarî tarzı ve sanat anlayışı bakımından büyük ölçüde Selçuklular’ın örnek alındığı Karamanlı devri eserlerinde, beyliğe has bazı özelliklerin de bulunduğu dikkat çekmektedir Cami mimarîsinde bir yenilik getirmeyen Karamanlılar, Danişmendliler’den Selçuklular’a intikal eden “ulu cami” geleneğini devam ettirmişlerdir
Medreselerde de Selçuklu mimarî tarzı kendini hissettirmekle birlikte, Karamanlı mimarîsine has bir takım özelliklere de rastlanmaktadır. Bu iki yapı grubuna birer örnek teşkil eden Ürgüp’ün Taşkınpaşa (Damsa) Köyü’ndeki Taşkın Paşa Medresesi ile, aynı adı taşıyan cami, bâni Taşkın Paşa hakkındaki kısa bir bilgiden sonra tanıtılmaya çalışılacaktır.