Facebook’un Bir İnsanı normalde sosyalleştirmesi veya aktivitelerini geliştirmesi gereken bir site olması yerine insanı Asosyal hale getiren abuk subuk oyunları ve eklentileri ile saçma sapan bir site halini almış olmasından çok sıkılıyorum. Şu ana kadar bir tane ilkokul yada lisede unuttuğum bi arkadaşımın çıkıp karşıma “Way be seni buldum dostum naber lan ” demediği bir site nihayetinde … Devamı »

Bir kaç gün önce Rectoa’nın yazısında “Kadınlar Hintli gibidir öküze taparlar” cümlesini okuyunca kaseti bir iki defa başa sardım,tekrar okudum. Kadınlar için yapılmış en doğru eleştirilerden biri olmuş.Evet kadınlar öküz sever bunu kabul ediyorum.
Kadınların öküz sevdiğini kabul ettik etmesine ama bu cümle; kadınlara, öküz türündeki adamlara aşık oldukları için bir eleştiri olsada, erkeklerin bir kısmının öküze benzediğinin de itirafıdır. Peki erkeklerin bazılarını öküz sınıfına sokan özellikleri neler ? devamı
Bakan Çelik on binlerce öğrencinin merakla beklediği öğrenci affıyla ilgili bakanlık bürokratlarına bir taslak hazırlamaları için emir verdiğini söyledi. Bakan, Yüksek Öğrenim Kurumundan af bekleyen öğrencilerin sayısını öğrendiğini, bunların 600.000 civarında olduğunu, bunlardan 400.000 tanesinin açık öğretim öğrencisi iken çeşitli nedenlerle ilişkilerinin kesildiğini, 200.000 öğrencinin örgün öğretim, master ve doktora öğrencisi olduklarını belirtti. Af bekleyenlerin iddia ettikleri gibi 800.000 kişi olmadığını sözlerine ekledi.
Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı taslağın Başbakana arz edileceğini, Bakanlar Kurulunda kendisinin gerekçelerle birlikte bu affı izah edeceğini, Bakanlar Kurulundan sonra da eğer Başbakan ve Bakanlar Kurulu kabul ederse affın söz konusu olacağını kendisinin pek af taraftarı olmadığını da vurgulayarak müjdeledi.
Damsa Köyü’ndeki medrese ve caminin bânisi Taşkın Paşa hakkındaki bilgiler maalesef sınırlıdır ve sadece 751 H./1350 M. tarihli satış senedi belgesine dayanmaktadır. Belgeye göre Taşkın Paşa, zevvak Şerafü’d-din Osman’ın oğullarından Sadü’d-din Said adlı bir emîrden Konya’ya bağlı Kumartaş Köyü’nü elli dinara satın almıştır. Belgede, Taşkın Paşa’dan; “Merhum Melik Sencer oğlu, tacidâr sıfatıyla anılan, adaletli Emîr Şemsü’d-din Ahmed oğlu muhterem büyük Emîr Zahirü’din Mahmud oğlu, yüceler yücesi, bütün yükseklikler ve güzel huylar sahibi, büyük adam devletin direği, hükümdarın desteği, dostu, sultan ve padişahların güzidesi, halk babası Taşkın Paşa, “-Allah ömrünü ve yüceliklerini dâim kılsın-” şeklinde sıfatlarla ve lakaplarla bahsedilmektedir
Taşkın Paşa, oğlu Süleyman Bey’in isteği üzerine te’lif edilen “Şerh-i rşâd-ı rşâd” adlı eserde ise “Büyük Emîr, uyanık vezir, yükseklikler semasının kutbu, felekü’d-din” gibi lakaplarla anılmaktadır
Bu malumâtlardan, bâni Taşkın Paşa’nın nüfuz sahibi, soylu bir aileye mensup bulunduğu ve aynı zamanda Karamanlı döneminin hayır sever emîrlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Taşkın Paşa’nın kabrinin, cami avlusundaki türbede yer aldığı kabul edilmektedir.
Bayrağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin milliyetçi görüş tarafından oldukça değer verilen bir simgesı. O yüzden çoğu kişinin kafasında bayrak ile Türkiye Cumhuriyeti ve Türklük özdeşleşmiş durumda. Oysa bayrağımız gerçekten Türkiye Cumhuriyetinin bir sembolü mü?

Ortalıkta dolaşan ve oldukça çok kabul gören efsaneler bayrağın savaşta can vermiş şehitlerin kanı üstüne ay ve yıldızların yansıması ile oluştuğunu söylüyor. Bu savaşın Çanakkale olduğunu söyleyenler olsa da daha ‘bilimsel’ yaklaşan insanlar 1389′daki 1. Kosova Savaşı olduğunu söylüyorlar. Bazıları da ikinci Kosovo savaşında 1448′de bu görüntünün oluştuğunu savunuyor. devamı